topluluk araştırma çemberleri III

duyusallığı uyandırmak

ya ben de sömürgeleştirildiysem? bedenim, düşüncem, seçimlerim, dikkatim, tercihlerim üzerinde özerkliğim yoksa… ama ben var sanıyorsam? 
yeni bir metin üretme yoluna girerken sizleri ‘duyusallığı (sansüalite) uyandırmak’ üzerine odaklamaya çalıştığım bu deneyimsel çemberlere katılmaya, bireysel ve biricik duyusallıkla toplumsal ve politik olan arasındaki bağı keşfetmeye davet ediyorum.

nasıl dokunuyorum? bana nasıl dokunulsun istiyorum? cildime ne iyi geliyor? hangi kıyafetler iyi hissettiriyor? hiçbir engel olmasaydı, nasıl hareket eder, ne giyer, nasıl boyanırdım? 

(bir kısmı fiziksel çalışmaya ayrılacak olan bu çalışma için her türlü kıyafet/boya serbest, yanınızda getirebilirsiniz. her ihtimalde, çalışma esnasında gelebilecek beklenmedik ilham için ortak kullanıma açık çeşitli örtüler, boyalar ve kıyafetler mekanda bulunacak. ortak kullanıma katkıda bulunmak için de kıyafet/aksesuar/boya getirebilirsiniz.) 

bir vegan lokantayı kapatacağız, topluluk olarak mutlak sessizlik içinde, farkındalıklı yemek yemeği araştıracağımız bir alan açacağız. yavaşlayacağız. nasıl tat alıyorum? yerken bu şekilde oturmak, masa ve iskemle düzeni gerçekten rahat mı? yoksa misal yerde mi oturasım var? bunu denersem ne olur? çatal bıçak rahat mı, yoksa içimden elimle mi yemek geliyor? yediğim şeye dair bir hissiyatım var mı? nereden geldiğini biliyor muyum? bendeki etkisini anlıyor muyum? doymak nasıl bir his? 

kalbinle işitseydin ne duyardın? dağı dinleseydin ne duyardın? karnınla kuşu dinleseydin ne duyardın?
işitme duyusunu uyandırmak üzerine, oldukça fiziksel bir çalışma. rahat kıyafetler, çıplak ayaklar, toplulukça terlemek. 

havayı koklamak. bir şeyin kokusunu almak. bu çalışma sezgileri uyandırmak, sezgisel olanı duyumsamayı öğrenmek üzerine bir topluluk çalışması. 

gözleri uyandırmak.
gönül gözüyle görmek.
mucizeyi görebilmek için kanıksanmışlığı geri döndürmek.
çocuk gözlerine geri dönüş.
doğada, toplulukla, derin görme biçimleri üzerine bir çalışma.