On yıl önce kaybettiğimiz, tiyatro teorisinde devrim yaratan fikirleri ve yerleşik yargıları dinamitleyen uygulamalarıyla bir mihenk taşı olan Augusto Boal, ömrünü adadığı çabalarının merkezinde “tiyatronun kökenlerine dönüş” olduğunu söyler ve ekler: “Tiyatro, Dithyrambos törenlerinde ‘kolektif bir politik eylem biçimi’ olarak doğmuştur. Ancak Yunan site devletleri bu kontrolsüz eylem biçimini denetimi altına almak ve ehlileştirmek için tragedya ve komedyayı üretmiştir. Ardından, Aristotales bu devletçi tiyatro modeline kuramsal bir çerçeve çizerek onun kalıcılaşmasını sağlamıştır.” Boal’e göre bu model, “Seyircileri oditoryum adı verilen bir bölgeye sıkıştırarak etkisizleştirmiş ve asıl eyleme yetkisini -aynı zamanda devlet memurları olan- oyuncuların tekeline vermiştir. Trajik kahraman-özdeşleşme-katharsis kavramlarına dayalı bu model ufak tefek değişimler geçirerek 20.yüzyılın başına kadar hakim tiyatral anlayış olmayı sürdürmüştür.” (1)
Bu hakim tiyatral anlayışa itiraz eden Kara Kabare’nin, “ZBAM!” adlı oyunu geçtiğimiz günlerde prömiyerini yaptı. Tanıtım bültenlerindeki “çarpıcı” ifadelerin gerçekte de karşılığını bulduğu “ender” oyunlardan biri olduğu için, ZBAM!’ın konusunu… okumaya devam edin

